← Blog
Marka hukuku

MARKA HUKUKUNDA KULLANIM İSPATI: CİDDİ KULLANIM ÖLÇÜTÜ, İTİRAZ VE İPTAL SÜREÇLERİ

GİRİŞ

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) sistematiğinde marka tescili, sahibine tescil kapsamındaki mal ve hizmetler üzerinde inhisari (tekel niteliğinde) yetkiler bahşetmektedir. Bununla birlikte modern fikri mülkiyet hukuku, hak sahibine tanınan bu mutlak yetkiyi sınırsız ve koşulsuz bir koruma kalkanı olarak kurgulamamıştır. Marka korumasının meşruiyeti, işaretin piyasada iktisadi fonksiyonuna uygun biçimde fiilen kullanılması külfetine bağlanmıştır.

Ticari hayatta sıklıkla karşılaşıldığı üzere, tescil sahipleri kimi zaman fiilen iştigal etmedikleri veya etmeyi düşünmedikleri onlarca mal ve hizmet sınıfında geniş kapsamlı tesciller almakta; bu durum sicilin atıl, spekülatif veya salt üçüncü kişilerin piyasaya girişini engellemeye matuf "savunma markaları" ile tıkanmasına yol açmaktadır. Kanun koyucu, sicil kirliliğini önlemek, serbest rekabet ortamını tesis etmek ve hak dengesini korumak amacıyla "kullanım külfeti" ve buna bağlı "kullanım ispatı mekanizması" düzenlemesini sevk etmiştir. İşbu makalede; kullanım ispatının yasal temelleri, yayına itiraz süreçlerindeki savunma fonksiyonu, yargı kararları çerçevesinde "ciddi kullanım" ölçütü ve 10 Ocak 2024 itibarıyla idari boyuta taşınan iptal prosedürü irdelenecektir.

YASAL DAYANAK VE BEŞ YILLIK HOŞGÖRÜ SÜRESİ

Markayı kullanma yükümlülüğü ve bunun ihlalinin yaptırımı, SMK m. 9/1 hükmünde açık bir biçimde tanzim edilmiştir. Anılan hükme göre: "Tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verilir."

Kanun koyucu, marka tescil belgesinin tanzim edildiği tarihten itibaren hak sahibine beş yıllık bir hazırlık, pazara giriş ve kurumsallaşma dönemi tanımaktadır. "Hoşgörü süresi" (grace period) olarak adlandırılan bu zaman zarfında:

• Marka sahibinin tescilli işaretini fiilen piyasaya sunması beklenmekle birlikte, henüz beş yıllık süre dolmadan markanın kullanılmadığı iddiasıyla iptali talep edilemez.

• Benzer şekilde, beş yıllık tescil süresi dolmamış bir markaya karşı yayına itiraz veya hükümsüzlük süreçlerinde kullanım ispatı savunması yöneltilemez.

Beş yıllık hoşgörü süresinin dolmasıyla birlikte kural tersine dönmekte; marka sahibi, tescil korumasını sürdürebilmek için işaretini tescil edildiği emtialar nezdinde Türkiye sınırları içinde ciddi biçimde kullandığını veya kullanmamaya dair haklı sebepleri bulunduğunu tevsik etmekle yükümlü hale gelmektedir.

YAYINA İTİRAZ AŞAMASINDA KULLANIM İSPATI TALEBİ (SMK M. 19/2)

Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) nezdinde ilan edilen bir marka başvurusuna karşı, önceki tarihli tescilli markaya dayanılarak karıştırılma ihtimali (SMK m. 6/1) gerekçesiyle itiraz edildiğinde, başvuru sahibi bakımından son derece işlevsel bir savunma vasıtası doğmaktadır.

SMK m. 19/2 hükmü gereğince; itiraz gerekçesi markanın, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinde Türkiye’de en az beş yıldır tescilli olması şartıyla, başvuru sahibinin talebi üzerine itiraz sahibinden son beş yıllık süre içinde markasını itiraza dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri bulunduğuna ilişkin delil sunması istenir.

İşbu usulün işletilmesinde dikkat edilmesi gereken temel kurallar şunlardır:

• Talep Şartı: TÜRKPATENT, itiraz gerekçesi markanın beş yıldan eski olduğunu görse dahi kullanım ispatını re'sen (kendiliğinden) isteyemez. Başvuru sahibinin yasal itiraza görüş süresi içinde bu talebi Kuruma açık ve tereddütsüz bir biçimde sunması şarttır.

• İspat Edilememesinin Sonucu: İtiraz sahibi, mevzuata ve formata uygun nitelikte delil sunamaz veya markayı ciddi biçimde kullandığını kanıtlayamazsa, itirazı esasa girilmeksizin reddedilir.

• Kısmi İspatın Etkisi: İtiraz gerekçesi marka çok sayıda sınıfta tescilli olmasına rağmen, kullanım yalnızca belirli mal veya hizmetler bakımından tevsik edilebilmişse; itiraz yalnızca kullanımı ispatlanan mal ve hizmetler esas alınarak incelenir, ispatlanamayan sınıflar benzerlik değerlendirmesinden çıkarılır.

CİDDİ KULLANIM ÖLÇÜTÜ VE YARGITAY UYGULAMASI

Kanun metninde geçen "ciddi biçimde kullanım" (genuine use) ibaresi, salt şekli veya simgesel adımlarla doldurulamayacak iktisadi bir kavramdır. Markanın pazardaki tekel hakkını kaybetmemek adına yalnızca sicil kaydını koruma saikiyle göstermelik faturalar düzenlenmesi, sembolik miktarlarda numune üretilmesi veya piyasaya arz edilmeyen deneme işlemleri kanunun aradığı anlamda ciddi kullanım sayılmaz. Ciddi kullanım; tescilli mal ve hizmetlerin fiilen hedef kitleye sunulması, bir pazar payı oluşturulması veya mevcut pazar payının muhafaza edilmesi amacıyla ticari teamüllere uygun biçimde icra edilen kullanımdır.

Ciddi kullanım değerlendirmesinde ayrıca şu parametreler dikkate alınır:

• Kullanımın Coğrafi Alanı: Kullanım kural olarak Türkiye sınırları dahilinde gerçekleşmelidir. Bunun kanuni istisnası SMK m. 9/2-b hükmünde düzenlenmiş olup, markanın sadece ihraç edilmek üzere mal veya ambalajlarında kullanılması da yurt içi kullanım hükmündedir.

• Ayırt Edici Karakterin Korunması: SMK m. 9/2-a uyarınca, markanın tescilli şeklindeki ayırt edici karakterini değiştirmeksizin farklı unsurlarla (örneğin ufak grafik, font veya tali ibare değişiklikleriyle) kullanılması yasal kullanımı zedelemez.

• Lisans Alanın Kullanımı: SMK m. 9/3 uyarınca markanın, hak sahibinin izni veya lisans sözleşmesi kapsamında üçüncü bir kişi tarafından kullanılması da bizzat hak sahibi tarafından yapılan kullanım olarak kabul edilir.

KULLANMAMA NEDENİYLE MARKANIN İPTALİ (SMK M. 26)

Kullanım ispatı, yayıma itiraz süreçlerinde bir savunma vasıtası olarak işlev görürken; markanın kullanılmaması hali SMK m. 26 uyarınca sicilden terkin neticesi doğuran asli bir iptal sebebidir.

Bu kapsamda hayata geçirilen en köklü usuli reform, iptal yetkisinin idareye devredilmesidir. 6769 sayılı Kanun'un geçici maddeleri uyarınca ertelenen yetki devri, 10 Ocak 2024 tarihi itibarıyla yürürlüğe girmiştir. Anılan tarih itibarıyla beş yıl boyunca ciddi biçimde kullanılmayan veya kullanımına kesintisiz beş yıl ara verilen markaların iptali davaları adli yargı mahkemelerinden alınmış; iptal başvurularını doğrudan karara bağlama yetkisi TÜRKPATENT'e verilmiştir.

İptal sürecinde kötü niyetli hamlelerin önüne geçmek amacıyla SMK m. 26/4 özel bir emniyet sübabı öngörmüştür: Beş yıllık sürenin dolmasından sonra, Kuruma iptal başvurusu yapılmadan önce markanın ciddi biçimde kullanılmaya başlanması halinde iptal talebi reddedilir. Ancak iptal talebinde bulunulacağı düşünülerek son üç ay içinde gerçekleştirilen göstermelik kullanımlar incelemede dikkate alınmaz.

SONUÇ VE PRATİK TAVSİYELER

Marka tescilinin sunduğu inhisari hakların muhafazası, tescil anından itibaren başlayan ve ticari ömür boyunca devam eden titiz bir kullanım ve delil yönetimi stratejisine bağlıdır. Marka sahiplerinin, tescilli işaretlerini piyasaya arz ederken faturalandırma süreçlerinde marka adını açıkça zikretmeleri, tanıtım ve pazarlama materyallerini tarih bilgisi içerecek şekilde arşivlemeleri olası hak kayıplarını bertaraf edecektir.

Öte yandan piyasada yeni bir marka başvurusu yapan girişimciler ve şirketler bakımından ise benzerlik gerekçeli itirazlarla karşılaşıldığında, itiraz eden markanın tescil tarihini denetlemek ve beş yılı aşan markalara karşı kullanım ispatı savunmasını süresinde ileri sürmek, haksız engellemeleri aşmanın ve tescili temin etmenin en etkili hukuki yoludur.

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Somut olayın koşullarına göre ayrıca değerlendirme gerekir.